Sessizlik ve Daha Fazlası…

  Bir insan sessizse, hapsetmeyin onu sessizliğine. Konuşturun mesela. Yapamıyor mu? Üstüne gidin! Emin olun çok şey anlatacaktır. Gerçekten seviyorsanız bunu yapın. Bırakın ağlasın, birikmiştir; rahatlasın… 

 Derinine inin o insanın. Ne var ne yoksa dökülsün. Kötüyse neden kötü olduğunu sorgulayın mesela. İyiyse neden bu kadar iyi bir insan olduğunuda anlamaya çalışın. Vardır elbet bir sebebi. Kötülük ve iyilik kendisini gizlediği bir kalkanı olamaz mı? Aynı sessizliği gibi… 

 Şu var ki mutsuzluğa inandırmışsa kendisini mutlu etmeye çalışmayın. Ne yaparsanız yapın inandırmıştır kendisini vakti gelene kadar mutlu olamaz. Yalnız mutludur; yalnızlığı korkarak kaçmaya çalıştığı ama bir o kadar da sevdiğidir. 

 Uzun lafın kısası korkuyorum; evet evet çok korkuyorum aşık olmaktan. Çünkü geçti sanarken geçmiyor. Beyninin içinde duruyor. En ufak bir üzülmeni ya da ışığı bekliyor ortaya çıkmak için olmadık yerde… 

  Not: Babamla bakkala bile gitsem elini tutardım bu yaşıma rağmen çocuk gibi. Ben en çok o eli tutmayı özledim. En ihtiyacım olan zamanda tutamadım babamın elini…